3 Haziran 2014 Salı

Herkesin harcı değil bu şehir,


Büyük şehirlerin insanı değilim ben.Bunu her gün düşünüp kafamı duvarlara vurduğumda bir kere daha anlıyorum. Bu şehir insanı olmak demek fazla enerjiye sahip olmak , yorulmamak , hiç yaşlanmamak , fazla akıllı olmak ve hayal dünyasından çıkmak demektir. Ben bunları başaran biri olamadım. Bu nedenledir ki her gece başka yerlerin hayalini kurarak yatıyorum ancak sabah aynı şehirde açıyorum gözlerimi.
Ben yeşillik isterim, ağaç isterim , çiçek ,isterim korksam da böcek isterim. Temiz hava ,çıplak ayaklarla dolaşacağım toprak , sabahları uyandığımda denizle yüzümü yıkamak isterim.Yaz günleri bahçede kahvaltı yapmak isterim beton evlerin balkonlarında değil. Ayağımı çime basmak isterim ,basarken de 'acaba böcekler ayağıma gelir mi' diye düşünmek ,inceden korkmak sonra da aman boşver gelirse gelsin diyerek toprağın dibine kadar basmak isterim. Yağmur yağdığında toprak kokusunu duymak isterim; bu şehir de toprak kokusu var mı??
Bu şehirde insan yalnız kalıyor..Nerede küçük yerlerin coşkusu kalabalığı.Pazar kahvaltılarındaki bir araya gelen muhabbetle yenen kahvaltılar,akşam yemekleri,telaş içinde hazırlanan iftar yemekleri ve o huzur duygusu. Düşündükçe yıllardır bunlara ne kadar hasret olduğunu farkediyor insan. Hep derler ya eskiden. Ben eskiden olduğunu düşünmüyorum. Bu mutluluğu yaşayan birileri var ,buna eminim. Ben gitmek istiyorum bu şehirden ,hep söyledim hep söyleyeceğim . Gitmek gerek artık.Valizi hazırlayıp, ne var ne yok her şeyini toplayıp  hayallerin yaşandığı yerlere gitmek gerek. Geç değil.

Hiç yorum yok:

TOPRAK KOKUSU

Büyük şehirlerin insanı değilim ben.Bunu her gün düşünüp kafamı duvarlara vurduğumda bir kere daha anlıyorum. Her gece başka yerlerin hayali...