4 Ekim 2013 Cuma

Keşkeler...

Yazın bunaltan sıcakların ardından gelen sonbahar.Bu sabah beni çok üşüttü.Rüzgar yüzüme vurdukça yazı özledim yine. Erken mi başladı yaza özlem. Kar yağsın ,giyeyim botları montları ,beyazlar içinde biraz yürüyeyim derken şimdi ne oldu hemen bir soğukta vazgeçtin? Herhalde sonuna kadar yaşayamadım ben yazı.Şöyle deniz kenarında denize karşı içemedim çayımı,dostla muhabbet edemedim,kızımla pazarlar dışında çokça vakit geçiremedim, birlikte çok şey yapamadık da o nedenle sanırım. Geldi geçti bir yaz daha da ben bir şey anlamadım. Şimdi diyorum ki soğuk olsun ben sarılayım montuma soğukta içeyim çayımı ,bir tahta masa, karşımda deniz kabarmış martıların sesleri kulaklarımda...Ya da dışarıda yağmur gökgürültüsü varken girelim yorganın içine,mısırımızı da alalım kızımla Tınker Bell izleyelim..Ya da ;ki en çok bunu yapmak isterim;Uzak bir yere 4 gün tatil.Göl kenarı ,sonbahara inatla yeşil ağaçlarla dolu mis gibi kokan bir hava ...Evet evet gitmeli bu aralar uzaklara, biraz kafa dinlemeli.Oh be demeli insan..Nefes almalı her şeyden uzak.Kış tatili de başka olur güzel olur demeli ver elini uzak her yer..
değirmenler

Hiç yorum yok:

TOPRAK KOKUSU

Büyük şehirlerin insanı değilim ben.Bunu her gün düşünüp kafamı duvarlara vurduğumda bir kere daha anlıyorum. Her gece başka yerlerin hayali...