11 Kasım 2013 Pazartesi

mış...

Güzel bir günde açmak gözlerini...Şöyle günesin insanin tenini yaktığı kavurduğu bir günde...Etrafım yeşillik,etrafım çiçek... Bilmediğim türde ağaçlar. Ben sanki hiç yeşil görmemişim, sanki hiç çiçek koklamamışım gibi şaşkın. Bir bakmışım ayaklarım gömülmüş çimlere  toprağın nemi ayaklarımın altında. Yürürken  hafif bir rüzgar eşlik etmiş bana ve ben rüzgarla yürümenin , koşmanın, burnuma gelen güzel kokuların tadına varmışım.Başımı kaldırıp bakmışım gökyüzüne.. .Gökyüzü mavi,gökyüzü bir rüya , gökyüzü ben olmuş...Saçımın teli rüzgarı sevdiği için , ayaklarım çimlerle sarmaş dolaş olduğu için mutluymuş ..Ben bu şaşkınlıkla uzanmışım çimlere, güneş ağaçların arasından usulca yüzüme vurmuş;bir tarafı güneşe doymuş bir tarafı hasret.Bu hava bu koku bu resim sarhoş etmiş beni...Uyumuşum..

22 Ekim 2013 Salı

zaman ve umut

Hayatta güçlü kalabilmenin en güzel yoludur umudu elden bırakmamak. Bazen salak gibi hissettirse de bu durum ; gelecek güzel günlerin habercisi gibidir. Umut etmek seçilmiş bir yoldur aslında, ancak görebilene. Acıyla kederle arası çok iyi olsa da çekilir çiledir; ki sen umut etmeyi bırakmamışsan acıya da dayanıklısın demektir. Bilmelisin ki hiçbir acı hiçbir keder sonsuza dek sürmez.Tabi bu durumda sormak lazım sonsuzluk nedir diye.Sonsuzluğa inananlar için pek anlaşılamayan bir tanımdan ibaret olsa da basit açıklama herkes için aynıdır;dibi de yoktur bucağı da. İste bu kavram içinde acı da mutsuzluk da değişik şekiller alarak yok olur. Bugün ağlıyorsan düşünmen lazım nezamana kadar ağlayabilirsin? Ya da bugün mutsuzluğun dibine vurmuşsan bir düşün bakalım nereye kadar uzanır sonu?
 Dediğim gibi değisik anlamlar yükler zaman, kalpte biraz acı, gözde iki damla yaşla biter,gider. Her acının da mutsuzluğunda adresi aynidir bu nedenle.Şimdi su an ne yaşarsan yaşa...yarin silinip gidecek  bu kaosda.
 O zaman bugün ben istediğim kadar üzülebilirim, mutsuzluğu kemiklerime kadar hissedebilirim, hatta o da yetmedi çıkarım sokaklara bağıra bağıra ağlayabilirim. Bilirim ki yarin bitecek nede olsa...

9 Ekim 2013 Çarşamba

   ne güzeldir keman sesi.bazen alır götürü seni..hayallerin içine dalarsın...dertler kalır geride.  farid ferjat


7 Ekim 2013 Pazartesi

Eylüş'ün doğumgünü...

Geçen her gün bu günden daha güzel olsun,o güzel kıkırdaman var ya hiç eksilmesin yüzünden,Sen hep böyle neşeli, böyle yaramaz,böyle sevecen kal..Ciciannen seni çok seviyor..Doğumgünün kutlu olsun..

4 Ekim 2013 Cuma

Keşkeler...

Yazın bunaltan sıcakların ardından gelen sonbahar.Bu sabah beni çok üşüttü.Rüzgar yüzüme vurdukça yazı özledim yine. Erken mi başladı yaza özlem. Kar yağsın ,giyeyim botları montları ,beyazlar içinde biraz yürüyeyim derken şimdi ne oldu hemen bir soğukta vazgeçtin? Herhalde sonuna kadar yaşayamadım ben yazı.Şöyle deniz kenarında denize karşı içemedim çayımı,dostla muhabbet edemedim,kızımla pazarlar dışında çokça vakit geçiremedim, birlikte çok şey yapamadık da o nedenle sanırım. Geldi geçti bir yaz daha da ben bir şey anlamadım. Şimdi diyorum ki soğuk olsun ben sarılayım montuma soğukta içeyim çayımı ,bir tahta masa, karşımda deniz kabarmış martıların sesleri kulaklarımda...Ya da dışarıda yağmur gökgürültüsü varken girelim yorganın içine,mısırımızı da alalım kızımla Tınker Bell izleyelim..Ya da ;ki en çok bunu yapmak isterim;Uzak bir yere 4 gün tatil.Göl kenarı ,sonbahara inatla yeşil ağaçlarla dolu mis gibi kokan bir hava ...Evet evet gitmeli bu aralar uzaklara, biraz kafa dinlemeli.Oh be demeli insan..Nefes almalı her şeyden uzak.Kış tatili de başka olur güzel olur demeli ver elini uzak her yer..
değirmenler

arada nota..

Ne güzel bir şarkısın sen...hoşgeldin

3 Ekim 2013 Perşembe

Nereden çıktı şimdi bu yazı?

Öyle çok şey yazmak ister ki insan,yazamaz..Düşünceler öyle hızlı geçer ki akıldan bir türlü doğru cümleleri bulup da konduramaz satırlara.Ya da söylemek istediklerin öyle çoktur ki nereden başlayacağını bilemezsin. Biraz kızgınlık, biraz öfke, biraz kırgınlık saklıdır da toparlayıp diyemezsin. Sen kendinle konuşur durursun. Öyleydi de böyleydi diye. Her  gün sabrı ve sakinliği kendine arkadaş bilirsin; yarın olur ,bir sonraki gün olur, ay geçer ,yıl geçer...Arkana dönüp baktığında hiç bir şey değişmemiştir. Her şey aynı.Aslında bilmek gerekir ki sabır değişimin de , kendini yenilemenin de ,mutluluğun da engelidir.Sabır sırtındaki yüklerin ağırlaşmasıdır aslında. Kamburun gibidir,gün geçtikçe zorlanırsın,yürüyemezsin.
Yine de her şeyi bilsen de devam edersin yola.
İşte hayat biraz da böyledir benim için. Sözlerim mutlu yazılarım mutsuzdur.İçim hüzünlü dilim neşelidir, coşkuludur.Sırtım ağrısa da her gün dilimde neşe kahkaha..Derler ki; ne güzel boşvermişsin hayata..
Yinede gülmeyi unutmamak lazım da şu an neden gülemedim ben?
Yoruldum mu ne ..

30 Eylül 2013 Pazartesi

Daha dün gibi.Nasılda hızlı geçiyor zaman. Nasıl büyüyecek, ne zaman yürüyecek ,konuşacak derken; her yaşadığımız ilklere mutlu olurken,anne ,baba derken, kendi yemeğini yemeğe başlarken, sarılıp öperken,Anneciğim ben seni çok seviyorum derken,bana hikaye uydururken,beni sinirlendirdiğinde özür dilerken,canım yansa da kaşlarımla oynarken,kendi başına ayakkabılarını bağlarken,kendi kıyafetini kendin seçerken, dans ederken,gülerken ağlarken....zaman geçti. Ve sen şimdi benim her şeyim,hayatım,yaşam kaynağım okula başladın.Formanla ilk gördüğümde evet artık büyüdün dediğimde büyümenin kendince anlamını kavrayarak yüzüme baktın.Mutlu olduğumuzu gördün,kendini mutlu hissettin. Kaygıların ,korkuların olsa da okula dair,cesaretin ,kendine güveninle bunu da başardın.Seni seviyorum ..Canımsın sen benim..

27 Eylül 2013 Cuma

İKİ CADI..

 Ya bu cadılar..Bir gün bile birbirlerinden ayrılmak istemeyen bu canlar..Bu yaz doydular birbirlerine.Her an birlikte..Hiç mi sıkılmazlar birbirlerinden:)Koca bir HAYIR:)


Babedin gelmiş...

Kuzim geldi uzun yıllardan sonra..Özlemişim,hemde çok özlemişim..Hep gelsen,hep burada olsan,hiç ayrılmasak olmaz mı??





Ünye' den başlasak...

Yılı neredeyse bitirdik; ve ben uzun zamandır yazmadım bloguma..Okudukça yazmaya karşı olan isteğim ,hevesim artsa da sanırım kendimi gereksiz işlere o kadar kaptırdım ki en küçük isteğimi bile yerine getiremedim. 
Bu zaman içinde yazmak istediğim o kadar çok şey vardı ki, hepsini şimdi yazmak zor olacak sanırım. Günlere bölmek en iyisi..
Resimlerden devam etmeliyim ..Yazmak istediklerim kadar resimlerde birikti..Güzel günlere dair.

Ünye..Yazın gitmeden duramadığım, her anımın orada geçmesini istediğim,küçük güzel memleketim.
Canım kardeşim her şeyim kuzimle,yengemle,abimle, gelinimizle güzel zaman geçirdik. Gezdik bol bol muhabbet ettik,kahve içtik,denize giremesek de görüntüsüne doyduk,
Her sabah kuş sesleriyle yeşilin güzelliğiyle denizin kokusuyla uyandım. Açtım pencereyi oh be dedim,huzur bu işte. Sude mutluydu hem de çok,çilek topladı,güneşe doydu,giremese de denize bol bol ayaklarını soktu,onun için bu bile çok güzeldi. Pideye doyduk kızımla; hatta biraz fazla doyduk:))Doğumgününü de yaptık, en yakın arkadaşı Eylülüyle...Düğünümüzü de yaptık...

Dönüş çok zordu.Yaşamak istemediğim şehre,İstanbul'a, dönmek tarifsiz bir mutsuzluktu. İçimin sıkıldığını ve bunaldığımı hissettim. Ayaklarım hep geri geri gitti. 
İsterdim ki Ünye de küçük bir ev deniz kenarında , küçük bir bahçe. İstediğim gibi değiştireceğim hazırlayacağım her şeyini baştan yapacağım bir küçük ev...
Çok mu zor...



















4 Mart 2013 Pazartesi

pizza nasıl yapılır

Bir cumartesi..Anne işe gider peki sude nereye..Tabiki eylüllere..Bensiz pizza yamışlar,bensiz çok eylenmişler,kıskandım ama ben...(Cicianne arada delirmiş tabi çaktırmamak lazım:))








TOPRAK KOKUSU

Büyük şehirlerin insanı değilim ben.Bunu her gün düşünüp kafamı duvarlara vurduğumda bir kere daha anlıyorum. Her gece başka yerlerin hayali...