12 Şubat 2011 Cumartesi

Memleketim memleketim..

Nereye giderse gitsin insan , nasıl yaşarsa yaşasın anıları güçlüyse eğer, doğduğu yer değil doyduğu yer derler ya koca bir yalan...Memleketim de memleketim.Hep söyleriz yaşadığımız yer bizi bunaltınca 'Ah bir dönebilsem...'
Çocukluğumun tatlı güzel hatıraları,mutlu günlerimiz;gençliğimin sırları,coşkusu, heyecanı,umudu,ilk aşkımın yüzümdeki tebessümü, dostlukların en güzelini...Daha neleri saklar içinde ...dili olsa da konuşsa.Her anımızın bir anlamı her günümüzün ayrı bir güzelliği vardı .Memleketim miydi güzel olan yoksa biz miydik?
Çocukluğumun geçtiği mahallemiz eski görüntüsüyle gözlerimde,evimizin o temizlikle karışık rutubet kokusu hala burnumda.Oyuna daldığımız zamanlarda annemin bizi çağıması hala kulaklarımda.
Okuldan eve gelince hiç nefes almadan kendimizi dışarı atar karanlık olana kadar oyun oynardık.Annem bizi çağırır ,bir daha bir daha çağırır .Ama duymazlıktan gelen biz ,oyunu bozmaz annemi dikkate bile almazdık.Babamın gelişiyle bizi görmesin diye bir anda eve koşar merdivenleri 2 şer 2 şer çıkardık.Sanki çoktan gelmişiz gibi odamıza girer defter kitapları açardık.Ders çalışıyor imajı.Suratlarımız oynamktan kıpkırmızı,sırtımız ter içinde.Babam anlamazmıydı anlamamazlıktan mı gelirdi bilmiyorum. Ama her akşam aynı yalan dönerdi evde... Evimizin bir odası hep kilitli dururdu.Babannemin incelikle temizleyip misafirlere sakladığı oda çocuklara yasaktı.Ama anlamadığım şey misafir de gelse o odada oturulmazdı.Koltuklar hiç eskimedi.O kadifekumaşı yıpranmadı,koyu yeşil rengi hiç solmadı.Öyle bir odaydı işte ama güzeldi.Kendime ait bir odam yoktu.Abim,babannem ve ve ben aynı odada kalırdık. Babannemle aynı yatakta yatardım.Bizim odamız
O evden o mahalleden ayrılışımız hüzünlü oldu; doğduğum evden arkadaşlarımdan uzak bir yere taşınmak çok kötüydü ama yine de yeni evin verdiği heyecan vardı içimde...Ama en kötüsü bu evle birlikte çocukluğum da bitti çocukluğum bu evde kaldı.
Yeni ev mutlulukları da getirdi beraberinde... Mutluyduk,biz bir aileydik ve bir aradaydık. Arada küçük problemler çıksa da tuz biber derdik.Güler geçerdik.Arada evimize misafirler gelirdi.Ben okuldan geldiğimde evi kalabalık ve gürültülü bulurdum.Sıkılırdım ama şimdi anlıyorum ki o kalabalık ne kadar güzelmiş.İnsanların gülme sesleri muhabbetleri.Bir daha duymadım o sesleri, kalabalığı özledim.Bu ev gençlik yıllarımı,dostlarımızla sırlarımızı da sakladıı içinde .Hiç bir şey de bu evden dışarı çıkmadı. Hala orada bekler bizi.Sanki dönsek aynı yerden devam edecek mişiz gibi... Sanki evin üstünde otup yine manzarayı izleyecek şarkı söylemeye devam edecek misiz,Ya da okuldan dönerken gülme kirizine girecekmişiz gibi ya da ,okul çıkışı pideciye gidip pide yiyecek mişiz gibi...Ya da giyinip süslenip dışarıya çıkıp dolaşacak mışız gibi...Bir arada kalmak için can atacak mışız gibi...Ama olmadı. Ne biz dönebildik ne de bekleyen vardı bizi.
14 Yıl önce İstanbula gelişimizle her şey daha da güzelleşirken aslında zamanın çabuk geçeceğini unuttuk.Bir anda sonunu geirdik her şeyin.Güzel olan her şey bitti ;kalıntıları kaldı hayatımızda. Kalıtılarla idare etmeyi öğrendik şimdi. Kalıntılarla mutlu olmayı başardık.

2 yorum:

lupinin annesi dedi ki...

hamiyet yüceses ve ahmet kaya şarkıları,
adrenalin yükseltici çalışmalar!!!
arada ağlama sızlama ama bol bol kahkaha
sigara da sigara!
zavallı nermin teyze...

Bir küçük balık.. dedi ki...

hamiyet yüceses???valla hatırlamadımm

TOPRAK KOKUSU

Büyük şehirlerin insanı değilim ben.Bunu her gün düşünüp kafamı duvarlara vurduğumda bir kere daha anlıyorum. Her gece başka yerlerin hayali...