28 Şubat 2011 Pazartesi

Uzaklara...


Canımın içi...

Uzak kaldığımız şu zaman içinde seni o kadar özlüyorum ki...Keşke burada olsan.
Bir gelsen de şöyle bir turlasak istiklali,birlikte türk kahvesi içip sohbet etsek azıcık,Bir sen anlatsan bir ben anlatsam;çenemiz düşse:)Sabah çıksak akşam dönsek eve..bol bol gülmece,eylence...Hani şu incik boncuk satanlar var ya..Söz saatlerce başında durabilirsin..Her mağazaya girip çıkabilirsin de..Gık demem..:)Ayakkabılarını da giymem sözz...Sen gel biraz dertleşelim...Hisar yapalım,sahil boyu dolaşalım..Her gün telefonda da konuşsak da gelmen gibi olur mu hiç...

Seni çok özledim ,sude de .....Galiba sen değil ben geleceğim sonunda...Ama ne zamannn:(

19 Şubat 2011 Cumartesi

Sazan mıyım...Evet öyleyim...


Bazen kendime o kadar kızıyorum ki..Küçücük bir olayın beni çok fazla üzmesine, her ince detaya takılıp kaldığıma, çıkmazlarıma,yaşadığım bir olayın beni başka olaylara sürüklemesine, sazanlığıma, saflığıma,...
Bazen öyle olurki saflık derecesini de aşar her şeyi unuturum,söylenen kötü bir sözü, yapılan saçmalıkları, konuşmadığım kişilerle konuşmadığımı!!, bugün kendime verdiğim sözü....
Ya deli misin diyorum kafanı neden bu kadar küçük tutuyorsun diyorum ama gel gör ki her zaman aynı şey oluyor hayatımda sazan, saf..nedersen de, ama kelime tam anlamıyla bu işte...
Sazan ve saf...ne güzel iki kelime...Tam benlik...

14 Şubat 2011 Pazartesi

PAZAR GÜNÜMÜZ...

Pazar günü evdeydik ve kudurdukk..bol bol resim çektik..poz verdik..

Şimdi de harflere takıldık 5 i yapamayıp sinirlenen sude sonunda 5 yapmasını öğrendi..

Resim çalışmalarımız...Ayakları olmayan ördek, yumurtlayan salyangoz...Luli kanalının hayatımıza etkisi...



İyi ki doğdum...

Her yaşın ayrı bir güzelliği var..dan yola çıkarak deli dolu günlerimizde müziğin sesini sonuna kadar açıp da 'İyi ki doğdum gördün mü 25 oldum...şarkısı daha dün gibi kulaklarımda...Hep düşünürdüm.30 lu yaşlarıma gelince nasıl bir duyguda olurum.'Aman tanrım 30 yaa başka bir şeye benzer mi?' şimdi ise 40 için aynı şeyleri düşünmekteyim.Aman tanrım 40...
Ne kadar yaşadığımız değilde nasıl yaşadığımız önemli bu hayatta.Güzel yaşadım,mutlu yaşadım,sıkıntısını da çektim,ağlamayı da bildim,gülmeyi de...Her anım dolu dolu geçti.İstediğim her şeyi yaptım 10 lu ve 20 li yaşlarımda. Çocuk bile..Şimdi daha sakinim daha olgunum daha farklıyım. Şimdi bir kadın, bir anneyim...Şimdi herşey farklı o yaşlardan...Bir çok şey değişti ... Ama  hala vazgeçemediğim alışkanlıklarım var ve değişmesini istemediğim şeyler..Bunlarla da mutluyum aslında.Herkese garip gelse de...Hala eski alışkanlıklarımı sürdürüyor hala daha dostluğun anlamı önemsiyorum(düşünmeden hatalar yapsam da) hala daha inat ve kaprislerimle yaşıyorum, anlaşılmaz cümleler kuruyorum:) konuşurken bazı kelimeleri yutuyorum:) , okuduğum kitabın ilk önce son sayfasına bakıyorum:), bazı konularda inanılmaz sabrım varken bazı konulardaki sabırsızlığım beni delirtiyor,huysuz bir kadınım ve ne yazıkki kaşlarım emrah gibi görünüyor; önceden olduğu gibi unutkanım ve işime gelmeyeni duymam. Sıcak bir kek kokusu şimdi bile beni uykumdan uyandırabilir ve hala daha dizi yada film izlerken sorduğum sorularla insanı delirtebilirim...Ve hala daha olgunluğun ve durgunluğumun yanında çok şımarıklığım,....Ben hepsiyle bir bütünüm, bunlarla benim....
iyiki varım:)
İyi ki doğdum....

12 Şubat 2011 Cumartesi

Memleketim memleketim..

Nereye giderse gitsin insan , nasıl yaşarsa yaşasın anıları güçlüyse eğer, doğduğu yer değil doyduğu yer derler ya koca bir yalan...Memleketim de memleketim.Hep söyleriz yaşadığımız yer bizi bunaltınca 'Ah bir dönebilsem...'
Çocukluğumun tatlı güzel hatıraları,mutlu günlerimiz;gençliğimin sırları,coşkusu, heyecanı,umudu,ilk aşkımın yüzümdeki tebessümü, dostlukların en güzelini...Daha neleri saklar içinde ...dili olsa da konuşsa.Her anımızın bir anlamı her günümüzün ayrı bir güzelliği vardı .Memleketim miydi güzel olan yoksa biz miydik?
Çocukluğumun geçtiği mahallemiz eski görüntüsüyle gözlerimde,evimizin o temizlikle karışık rutubet kokusu hala burnumda.Oyuna daldığımız zamanlarda annemin bizi çağıması hala kulaklarımda.
Okuldan eve gelince hiç nefes almadan kendimizi dışarı atar karanlık olana kadar oyun oynardık.Annem bizi çağırır ,bir daha bir daha çağırır .Ama duymazlıktan gelen biz ,oyunu bozmaz annemi dikkate bile almazdık.Babamın gelişiyle bizi görmesin diye bir anda eve koşar merdivenleri 2 şer 2 şer çıkardık.Sanki çoktan gelmişiz gibi odamıza girer defter kitapları açardık.Ders çalışıyor imajı.Suratlarımız oynamktan kıpkırmızı,sırtımız ter içinde.Babam anlamazmıydı anlamamazlıktan mı gelirdi bilmiyorum. Ama her akşam aynı yalan dönerdi evde... Evimizin bir odası hep kilitli dururdu.Babannemin incelikle temizleyip misafirlere sakladığı oda çocuklara yasaktı.Ama anlamadığım şey misafir de gelse o odada oturulmazdı.Koltuklar hiç eskimedi.O kadifekumaşı yıpranmadı,koyu yeşil rengi hiç solmadı.Öyle bir odaydı işte ama güzeldi.Kendime ait bir odam yoktu.Abim,babannem ve ve ben aynı odada kalırdık. Babannemle aynı yatakta yatardım.Bizim odamız
O evden o mahalleden ayrılışımız hüzünlü oldu; doğduğum evden arkadaşlarımdan uzak bir yere taşınmak çok kötüydü ama yine de yeni evin verdiği heyecan vardı içimde...Ama en kötüsü bu evle birlikte çocukluğum da bitti çocukluğum bu evde kaldı.
Yeni ev mutlulukları da getirdi beraberinde... Mutluyduk,biz bir aileydik ve bir aradaydık. Arada küçük problemler çıksa da tuz biber derdik.Güler geçerdik.Arada evimize misafirler gelirdi.Ben okuldan geldiğimde evi kalabalık ve gürültülü bulurdum.Sıkılırdım ama şimdi anlıyorum ki o kalabalık ne kadar güzelmiş.İnsanların gülme sesleri muhabbetleri.Bir daha duymadım o sesleri, kalabalığı özledim.Bu ev gençlik yıllarımı,dostlarımızla sırlarımızı da sakladıı içinde .Hiç bir şey de bu evden dışarı çıkmadı. Hala orada bekler bizi.Sanki dönsek aynı yerden devam edecek mişiz gibi... Sanki evin üstünde otup yine manzarayı izleyecek şarkı söylemeye devam edecek misiz,Ya da okuldan dönerken gülme kirizine girecekmişiz gibi ya da ,okul çıkışı pideciye gidip pide yiyecek mişiz gibi...Ya da giyinip süslenip dışarıya çıkıp dolaşacak mışız gibi...Bir arada kalmak için can atacak mışız gibi...Ama olmadı. Ne biz dönebildik ne de bekleyen vardı bizi.
14 Yıl önce İstanbula gelişimizle her şey daha da güzelleşirken aslında zamanın çabuk geçeceğini unuttuk.Bir anda sonunu geirdik her şeyin.Güzel olan her şey bitti ;kalıntıları kaldı hayatımızda. Kalıtılarla idare etmeyi öğrendik şimdi. Kalıntılarla mutlu olmayı başardık.

11 Şubat 2011 Cuma

güzel bir haber....


Her şey bu kadar kötü gidemez ...Yok bu bir şaka... Nereye çevirsem kafamı kötü haberler yumağı.Nasıl yaaa ! Bu nasıl olabilir ki..Yolunda giden bir şey olmaz mı, sıkıntısız bir gün geçmez mi? İnansam şimdi gidip kurşun döktüreceğim.Neden bu kadar zor iyi bir haber;şöyle beni yerimden zıplatacak bir haber...küçük..kücücük..Mutlu olmak için, gülmek için, neşelenmek için, küçük bir haber sadece.

Ahlanıp vahlanmak da işe yaramaz tamam anladım da ;beynim şu an da komut vermiyor,ya da beynime komut gelmiyor...Ne bileyim öyle bir şey işte...Vucudumun içinde bir uyuşmazlık var..Çözemedim yıllardır...Hayır yani ağlayabilsem ,rahatlarım diyorum ama; o da olmuyor normal insanlarda olan gözyaşı vardır ya o da yok; geliyo hoooop gitttiii...

Küçük bir haber,mutlu bir haber diyorum sadece...

10 Şubat 2011 Perşembe

Olur mu?


Yaz olsa...
Güneş deli gibi ısıtsa
Karşımda deniz masmavi
Kumlara bassam,ayaklarım yansa
Koşarak girsem denize;dalsam...
Denizin içinden kafamı kaldırsam güneşin yansıması karşımda
Çıksam suyun üstüne yüzsem yüzsem...
Yorulsam..
Çıksam denizden yatsam kumlara
Tepemde güneş
Ne güzel, ne mutlu
Kapatsam gözlerimi
Dalga sesleri kulaklarımda
Sonra boydan boya gezsem sahili..
Uzaklarda tekneler
Bakarak yürüsem
Yürüsem yürüsem
Sonra yorulsam
Otursam bir cafeye
Soğuk bira elimde
Oh! Ne iyi geldi..
Usulca çalan bir müzik
Biramla bana eşlik etse
İyiki gelmişim desem
Neçok yorulmuş bedenim desem , farkına varsam
Bütün sıkıntıları kumlara gömüp, mutlulukla dönsem..
Güzel olurdu...Mutlu olurdum,

7 Şubat 2011 Pazartesi

PAZAR GÜNÜMÜZ...



Pazar günü dedeyle annaneyi gezmeye gönderdikten sonra bizde gezmeye gittik.Oyun merkezinde 20 jeton harcadık...neyazıkki..Dönen filler yeni favorimiz .Babayla gezmeye alışkın olduğundan benim adranalinden nefret ettiğimi bilmeyen sudeyle dönen fillere bindik.Küçücük cocuk bana' Anne korktun galiba, hiç bir şey yok bak çok eylenceli ' dedi...Bu şok sözden sonra ,midem bulanmaya ramak kalmıştı ki bitti şükür...Sonra bida bida..yok öyle şey bir kere yeter:)Kitapçıya girdik,bir girdik pir girdik...Sonra birlikte anne kız yemek yedik..Mutlu bir günün sonunda babamızın yanında aldık soluğu.Evet saçlarımı değiştirdim yine.Yakında saçım kalmayacak:)





Babayla tost macerasından sonra mutfak nasıl ya ve kir içinde kalır?

DISNEY LIVE...


Cuma günü merakla beklediğimiz Mıckey in Müzik festivaline gittik. İlk başta aman ne kadar pahalı desemde gittikten sonra parasına deydi diyebildim. Sudenin mutlu olması herşeye değerdi. Yanında en sevdiği, tek arkadaşı:) Öylül..Daha ne olsun...



Gösteriyi beklerken çok sıkıldılar. Yerinde duramadı ikiside Hele sude 20 kere anne ne zaman başlayacak dedi ve beni delirtti:)Artık bir ara daha sormasın diye ciciannesi müdahale etti ama ettiğine de edeceğine de pişman oldu. Dediği şey ' ayy!!aynı sen' haydaaaa. Bana çıktı yine fatura. Bak fatoş böyle deme başına gelmesin...

Saçımın jölesi,eteğimin pilesi ayy çok mersi......Evde artık sürekli bu şarkı dolanıyor...Aferin eylül , başımıza dert açtın , sen bir tanesin:)


Eve giderken Sude yorgunluğa dayanamayıp uyudu.Eylül mü? Eve gidene kadar konuştu.Şarkı söyledi..Hiç susmadı:)Amacı sudeyi uyandırmakmış itiraf etti ama sudenin uyanmayacağını anlayınca o da bir süre sonra bize uyuyor numarası yaparken gerçek uykuya daldı..Sevimli Cadı:)

TOPRAK KOKUSU

Büyük şehirlerin insanı değilim ben.Bunu her gün düşünüp kafamı duvarlara vurduğumda bir kere daha anlıyorum. Her gece başka yerlerin hayali...